• Admin

Lao Tzu ve Evrenin Sırrı

Güncelleme tarihi: 8 Şub



Türkler ile ortak gelenekleri yaşatan Moğolların lideri Cengiz Han’ın ölümsüzlük araştırması yıllarca sürmüştür. En sonunda Taocu bir düşünür ona ‘ hastalığı yenebilirsin, gençliği uzatabilirsin ama ölümü yenemezsin ‘ dedikten sonra düşünüre inanmış ve arayışına son vermiştir. Peki kimdir Taocu felsefeciler ve bilgeliklerine neden güvenlilir ? Sırlar ile dolu bu hikaye yaradılışın sırrını barındırır. Hikaye şöyle başlar.

Zamanın yitik sayfalarında, gizli tarihte de farklı coğrafyalarda da olsa her varlığın aynı özden geldiği inanışı hakimdi. Bu inanışın kaynaklarından biri, bundan olasılıkla 2500 yıl önce yazılmış olan Tao Te Ching kitabıdır. Lao tzu, kitabın yazarı ama bir kitap yazmak için değil, ülkesi olan Çin’I terk etmek için yola çıkmıştı. Bilge adam olarak bilinen Lao Tzu, rüşvet, devletin çürümüşlüğü , otoriter rejim ve halkın yaşadığı sefaletten ötürü üzgündü. Terk etmek istedi ülkesini, sessiz sakin hazırladığı çıkınını ve çıktı yola. Az gitti uz gitti, dere tepe düz gitti ve sınırda bir gümrük memuru ile karşılaştı. Gümrük memuru ona ‘değerli eşyası var mı’ diye sordu. Yok dedi lao Tzu ama yine de gümrük memurunun yardımcısı tanıdı Lao Tzu’yu. Ona ‘ bilge adam ‘ derler diye uyardı gümrük memurunu. Lao Tzu sarayın arşivcisi idi. Gümrük memuru o zaman değerli eşyan yok ama değerli bilgilerin var. bu ülkeyi terk etmeden önce bilgilerini bir kağıda yazar mısın? Diye sordu. ‘ bilgi isteyene cevap vermek lazımdır ‘ dedi Lao Tzu, 7 gün boyunca yazdı. Tamamladı şiirleri, emanet ettiği gümrük memuruna, bindi Bufalosuna, terk etti Çin sınırını sonunda. Yol aldı Budha nın doğacağı topraklara…Diye anlatılır.

Aslında hikaye böyle bitmez. Hikaye burada başlar. Lao Tzu’nun bıraktığı kısacık şiirlerden Çin halkının sahiplendiği bir din, felsefe ve Çin tıbbı doğar. Halk şiirleri sahiplenir. Şifreleri zamanla çözer. Bu kısa ama şifreli kitap Çin felsefesinin ve tıbbının temelini oluşturur. Peki bu kitapta neler var neler yok.

Bu kitapta vaad edilen bir cennet yok ilk olarak. Cennet, Lao Tzu için zihin ve insanın gerçek doğası arasında giren bir engeldir. Çünkü Cennet bir ödüldür. Ödül, insanın zihnini bulanıklaştırır. İnsan doğal haline bırakıldığında iyilik için yaşar. İnsan Lao Tzu’ya göre iyidir. Ona cennet ödülünü vaad etmek, onun zihnini bulanıklaştırır,hedefini şaşırtır, iyiliğini bozar. Cennet vaadi, insan ve doğası arasına bir perde çeker.

Cehennem, insan doğasında bir lekedir. Çünkü bir korkudur. Korku da insanı doğal ve iyi halinden uzaklaştırır. Oysa insan özünde iyidir.

Doğa da çokça anlatılır Tao Te Ching’de. Tao’nun yolu doğanın yoludur. ‘ doğadır insanın özü, hüküm edemez insan doğaya, doğa da insana, hükümdarlık yoktur aralarında ‘ der Lao Tzu şiirlerinde.

Lao Tzu, emanet ettiği şiirlerinde ‘Tanrı ‘ için şöyle der. ‘ bir tanrı arıyorsan o insanın öz-doğasıdır. Başkaldır haksızlığıa ve kötülüğe tanrısal öz-doğan yanındadır. ‘

Tao’yu yani erdem yolunu takip edenler makineleşmezler. Toprağa dokunur, tohumu elleri ile atar, doğanın kokusunu içine çeker, az ve öz ile yetinir. Saflığı ve basit yaşamı tercih eder. Erdem’in Yolun’dan yani Tao’dan uzaklaşmak istemezler.

Lao Tzu ‘ eksikliğini eksilt ‘Der. Binlerce yıldır felsefecilerin üzerine ciltlerce eserler verdiğiği bu iki kelime aslında ne demektir. İnsanın eksikliği nedir? Tutku, Arzu, Bağımlılıklar insanın eksiğidir. Bu duyguların eksilmesi gerekir. Peki ne yapmak lazım? Lao tzu her zaman ‘ karşı koyduğunuz şeye güç verirsiniz ‘ Der. Tüm duygularınızı olduğu gibi Kabul edin. Onları bilinçli yaşayarak aşın demek ister. Psikolojinin en öenmli kurucu isimlerinden olan Carl Gustav Jung da kitaplarında gölgeleri anlatırken, Lao Tzu’dan onaylar.

Konfüçyus Lao Tzu’nun çağdaşı ve arkadaşıdır. Konfiçyus, sorduğunda Lao Tzu ona Tao’yu anlatır. Aşkın bir bilgedir. Şiirsel konuşur. Zorlamanın Tao’ya ve enerjinin akışına karşı olduğunu ve işe yaramadığını söyler. Konfüçyus ise klasik bir felsefecidir. Hükümdarların dinlediği Konfüçyus’un felsefesidir. Oysa Lao Tzu sohbetlerinde Konfüçyus’u halkı zorlamama konusunda uyarır. Tao’nun yolu bu değil der. Tao doğada suyun aktığı gibi akar, set çekersen birikir ve yıkıcı bir güce dönüşür der. Konfüçyus onun bilgelerin bilgesi olduğunu söylese de, otoriter bir vali olmaya ve halkı, katı kurallar altında ezmeye devam eder.

Halk ise Lao Tzu’nun Gümrük memuruna bıraktığı şiir kitabını sahiplenir. Orada Tao’yu bulur. Tao, herşeyin kaynağı olan hiçliktir. Bu hiçlikten Wu Ji yani kaynak çıkar. Kaynaktan, görünmeyen Yin ve görünen Yang yani Ana kaynak çıkar. Ana rahmi olarak bilinen yin ve eril enerji olarak bilinen yang birleşimi ile uyum yaratan Yaşam enerjisi yani Qİ’yi meydana getirir. Bu aşamalardan sonra binbir tür ve yaşam doğar. Tao’da bir şiir ile anlatılan yaratılış efsanesi şöyledir.

Bir doğurdu ikiyi, Iki doğurdu üçü, Üç doğurdu binbir türü

Anadoluda bu efsane ise şöyle anlatılır.

Hiç iken bir olduk, bir iken iki olduk, iki iken 3 olduk, 3 ten binbir tür olduk

Çin halkı bu deyişleri öylesine sahiplenir ki Tao’unun yolu onların dini olur. Çin tıbbı, Tai Chi ve Qİ Gong, Tao Te Ching kitabından doğar. Acımasız hükümdarlar hüküm etmeye devam etse de halk Tao’cu düşünüşü daha da geliştirir. Yuzyıllar geçer, Han Wen Di tarih sahnesindeki ilk Tao’cu hükümdar olur. O Lao tzu’nun mesellerinin çoğaltılmasını emreder ve bu kitaba ilk defa Tao Te Ching adını Veren kişi olur. Binlerce yıl sonra Tao Te Ching kitabı şifreli anlatımı ile yaşamın sırrını arayanlara ışık olur.

Lao Tzu’yu ilk seferde anlamak zordur. Onu anlamak istersek, Lao Tzu ve klasik bir felsefeci olan Konfüçyus un nasıl bir ayrım içinde olduğuna bakalım. Bu ayrım ve sohbetleri bize Lao Tzu’yu anlamamız için fırsat veriyor. Konfiçyus, kurtuluşu eski geleneklerde ve buna uygun olarak Zhou krallığının tartışmaısz otoritesini, pekiştirmekte görüyordu. Bu amaçla eski gelenek ve töreleri araştırmış, Klasik metinleri toplayıp incelemişti. Bunlardan politik ahlak sonuçlar çıkarıp uygulamaya çalıştı. Başarılı oldu mu? Bir süre için bölgenin en otoriter valisi oldu, başarılı da oldu ancak başarısı kısa sürdü. Başarısızlığın ardından hayal kırıklığına uğradı, bir okul kurdu. Fikirlerini kurduğu okulda öğrencilerine anlatarak devam ettirmek istedi.

Lao Tzu ise tüm töreler, kurallar, ahlak ve politik girişimlerin tüm kötülüklerin kaynağıdır der. Ona göre, insan doğallığına döner, tutku ve bencillikten arınır, töre, gelenek, kural, ödül veya korku kavramlarından bağımsız olursa kendi tanrısal ve iyi doğasını bulur. Lao Tzu bir okul kurmaz, o rica üzerine mesellerini yazar. Çini terk eder. En son Budha’nın doğacağı topraklarda görülür, Budha’nın da fikir babası olduğuna inananlar vardır.





2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör